Beyaz bir sayfa aldım. Karaladım üstünü, sonra bilmezliğe yattım. Hatasız kul olur sandım. 'İyi duygularımı istismar etmez'e inandım. Beyaz bir sayfa aldım. Karaladı üstünü ve sonra bilmezliğe yattım. Ben karaladım sandım. Onun, hatasız olduğunu düşündüm. Hata hep bende sandım. Bir para attım havaya, ya yazı ya da tura gelir sandım. Ben cümleler türettim, güzel duygular biriktirdim-hayatta her şey karşılıklı sandım. Ben sandım, biri gelip karaladı beyaz sayfamı. Sayfam başta zaten karalanmıştır sandım. Safa yattım ve hep aldatıldım.
Klişe, bayağı, basmakalıp, sıradan, olağan, aynı ve rutin giden şeyleri anlatmak için ne kadar çok laf var ve biz bunları ne kadar çok dillendiriyoruz. Bir bardağı soğuk bir suyla doldurdum. Yarısını içebildim ancak-hevesim buz kesti. Kahkaha attım. Aşırıya kaçtım. Çok bağırdım. Normal olmayan bütün hayatların kesişim noktasında gibiydim. Ama bir o kadar da bayağı ve sıradan ve klişe ve olağan bir yerdeydim...
Kendini nasıl bilirdin, dedi cenazemin imamı. Ben bilmem başkasına sorun, diyemedim. Anlattım o beş para etmez şerefsizi. Nasıl kandırıldığını fakat ne kadar kandırılsa da tekrar ve tekrar hep inandığını anlattım 'onun'.
Bugün ayın kaçı, diye sordu yanımdaki. Yüzüne baktım, kırışıklarını ütülemek istedim-saçmaladım. Bugün ayın kaçıydı? Kaç kere kaçmıştı benden hayallerim ya da ben kaçanlardan kaçını tutabilmiştim. Veyahut tuttuklarımdan kaçı benim için şer'e dönüşmemişti... Bugün ayın kaçıydı? Hayatımdan bu ay neler kaçmalıydı?
Beyaz bir sayfa sandım. 'Siyah renkler sadece kabuslardadır'a inadım. Kötü bir hayat ödünç-aldım ve kara bir sayfa aldım. En güzel renk budur sandım. Ona hep inandım. İnandım ve yaşlandım...
Bugün ayın 15'i. Bütün ayın tam ortası. Aynı yaşanmadan kaçan hayallerim gibi, isteklerimle yaşadıklarımın tam hesaplaşma noktası.
Beyaz bir sayfa aldım ve bu sefer o karalamadan çöpe attım. Onun, o attığım yerde olması gerekirken kendimi değil onu yaşatmakta yarar olur sandım. Yanlışa inandım ve doğru yoldan giderken tekrar yanlış sokağa saptım.
T.K